- Öncelikle Şule – I‘i okuyunuz…
Kat kat açılan gökler bir hüzünle yüklüydü,
Hüzünkâr’ın hayata bugün hicret günüydü.
Hüda’nın sarayında toplanmıştı melekler
Kanatlarını açmış ilahi emri bekler…
Saray burçları birden “Ol” emriyle sarsıldı,
Hüda’nın emri gökte sayha sayha yayıldı.
Başlattı merasimi meleklerin gözyaşı
Ve dönmeye başladı zamanda kader taşı.
Damıtıldı ne varsa kâinat ambarında,
Toprak, hava, su, ateş harmanlandı fırında.
Şekilsiz toz bulutu bir balçığa dönüştü,
Üzerine nur yağdı, aşkın şulesi düştü.
Merhametle yoğruldu kan ve irin çamuru
Ve âdem kalıbında şekil aldı hamuru.
Karanlık aynalarda asılı kaldı yüzü,
Bir mıh gibi çakıldı zamana iki gözü.
Gelecekten yadigâr yüzündeki çizgiler,
Paslı kader tığıyla alnına işlediler…
Yüreğine bastılar en son, Hakk’ın mührünü,
Nihayet çıplak ruhu ete kana büründü…
O an Hakk’a çok uzak hissetmişti kendini,
Sanki kör bir kuyunun dibine düşmüş gibi.
Dar gelmişti ruhuna giydiği fani vücut,
Kulağında inledi onu çağıran sükut…
Ansızın durdu çarklar, ters döndü kum saati,
Zaman ibresi durdu, durdu mazi ve ati…
Yalanlar giydirildi üstüne gerçeklerin,
Avutulmuş yalanlar, solgun, ıslak ve serin…
Bir bütün sığdırıldı her zerrenin içine
Eşit kılındı herşey yine kendi hiçine…
Kanat çırptı melekler eriterek boşluğu,
Başladı Hüzünkâr’ın hayata yolculuğu.
İsimsiz bir sızıyı ruhunda duya duya
Daldı fersiz gözleri sabahsız bir uykuya.
Üç karanlık uyudu koynunda meleklerin,
Ölüm gibi sessiz ve bir rüya kadar derin…
Derken birden uyandı meleklerin sesiyle
İçlerinden birisi dedi “Hüzünkâr dinle,
Ayrılıyor burada seninle yollarımız.
Bundan böyle semada gezinen birer yıldız
Olup senin ömrüne edeceğiz tanıklık,
Bil ki biziz ümitsiz gecene düşen ışık.
İşte nihayet sen de etten ve kemiktensin;
Adına ister hayat, ister imtihan densin
Tanışacak bedenin gün gelecek ölümle,
O gün dudaklarından dökülecek tek cümle
Rabbinin yüceliği ve merhameti olsun.
O’ndan başka ne varsa kalbinde tek tek solsun…”
Karanlığı titretti meleğin bu sözleri,
Yalnızlığı giyindi Hüzünkâr’ın gözleri.
Yankılanan bir sancı korkuya gülümsedi,
Bunu gören melekler “Hüzünkâr dinle,” dedi:
“Biz ki Hakk’ın yolundan başka yol seçemeyiz,
Bu sınırdan öteye bir adım geçemeyiz.
Terk edilmiş değilsin, yalnız değilsin hatta;
İki güzel meleğe emanetsin hayatta.
Sen ki onlara anne ve baba diyeceksin,
Sen ki onların aşkla beklediği bebeksin.
Bu sıcaklık, bu huzur annenin sevgisidir,
Dinlediğin şu şarkı onun yürek sesidir.
Esiyorsa bir rüzgâr cennet yamaçlarında,
Bil ki babanın eli gezinir saçlarında.
Hayat bir zorlu yokuş, sakın vazgeçme, yılma…
Onların gölgesinden bir an olsun ayrılma.”
Dediler ve melekler boşlukta kayboldular,
Gökyüzünde dolaşan birer yıldız oldular…
Aralık 2009
Şişli
Sedat BÜYÜK