
Ansızın sokakta lambalar ışır,
Sislerin ardında seni bulurum.
Masum sevdalara hüzün bulaşır,
Ümitsiz kaldıkça büyür uçurum.
Geceler aşkları vuslata taşır…
Karanlık, ardında gözyaşı saklar;
Ağlayan, sevdana tutsak ruhumdur.
Gözümden lav gibi süzülen yaşlar
Gümüş şamdanında yanan bir mumdur.
Ne seni ne beni bir anlayan var…
Kayıp bir orduyum hayata mağlup,
Adı unutulmuş bir savaşçıyım.
Rüzgârın önünde bir lahza durup
Enginlere kanat çırpan acıyım;
Mavi ufuklara son kez dokunup…
Dumanlar yükselir bacalarından
Sıvası dökülmüş yaşlı evlerin.
Yürürüm sevdanın bir kenarından
Kaldırımlarında bu izbe şehrin,
Ayağımı çeker gibi mayından…
Akşamlar, bir garip ayrılık kokar,
Ve nihayet bekler beni mezarım.
Elimde sen kokan karanfiller var,
Korkma, ben bu sona çoktan hazırım,
Ateşle yıkanır kutsal acılar…
Haziran 2005
İstanbul
Sedat BÜYÜK
Yalnızlığın, sevgiliden ayrı kalmanın karanlık etkisi ruhu sarmalamış. Her güzel olanı bu yüzden son kez gördüğünü dışa dökümle yansıtmış dizeler. Tebrik ve sevgilerimle.